Konuşma · BANK
Ne zaman
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Teğmen, "Çok çekici bir bank değil," diyor. "Zaten ben bankta oturmayı pek sevmem... En azından cinayet soruşturması çözülene kadar."
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
"Hmm..." Teğmen yola bakıyor. "Cinayeti çözdükten sonra bankta oturabiliriz. Hadi gidelim."
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Gecenin köründe burada ne yapıyorsun? Zaman oturma zamanı değil, yatma zamanı. Bir yatak bulman gerekiyor.
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 2
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Savaşta kanla kaplanmış meydanda durup bankın pürüzlü taş yüzeyine bakarken, keşke oturup etimin acısını dindirebilsem diye düşünüyorsun...
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Denizin esintisi saçlarında, bankın tahtalarına bakıp, keşke oturup etimin acısını dindirebilsem diye düşünüyorsun...
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 4
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 55
- Yağmur bulutlarının arasından hâlâ parlayan güneş, bazen gözüne çarpıyor...
- İlerisi karanlık. Artık neyi beklediğini bile bilmiyorsun...
- Yeni ve heyecan verici bir fikir bulmaya çalışıyorsun ama bu girişimin, yalnızca başının ağrımasına sebep oluyor.
- Soğuk, karanlık... Taş bir bankta oturmak için mükemmel bir zaman değil.
- Seni sırılsıklam hâlde bir bankta oturmaya iten olaylar zinciri acaba neydi? Sahil soluk, yağmur soluk, ruhun soluk.
- Güneşin ufukta kayboluşu aklına yalnızca kaybın hüznünü getiriyor.
- Parmaklarını oynatmaya çalışıyorsun ama bu işin ustası olduğundan beridir içinde aynı tutku yok. Bu yüzden ellerini kucağına koyup bekliyorsun...
- Tepende parlayan yakıcı güneş, derin düşüncelere dalmanı zorlaştırıyor.
- Önündeki hiçliğe bakarak biraz zaman geçirdikten sonra artık gitmenin iyi olacağına karar veriyorsun.
- Çok yaklaştın! Çok az kaldı. Kıvraklığın doruk noktası, âdeta parmaklarının ucunda...
- Zaman, doğrusal mı... yoksa döngüsel mi? Bu sorunun cevabına çok yaklaştığını hissediyorsun.
- Sebebi para. Gökyüzü bile altın gibi parıldıyor.
- Öğlen güneşiyle birlikte sıcak bahar rüzgârı yüzüne vuruyor. Aklına pek bir şey gelmiyor ama huzurlu hissediyorsun...
- Önemli konular düşünmeye çalışıyorsun ama aklın yazman gereken raporlara, doldurman gereken formlara gidip duruyor... Sonra yaparsın... Eninde sonunda yapılacaklar...
- Parmakların kaskatı. Zihninde ilhamın zerresi yok. Bu yerde... Bu bankta... doğru atmosfer yok...
- Başparmaklarını birbirinin etrafında döndürmenin bu kadar zor olması şaşırtıcı... Birbirlerine çarpıp duruyorlar. Bir süre sonra pes ediyorsun.
- Her şeyi buz ve karla kaplayan ebedî bir kış hayal ediyorsun. Hayatta kalmak ne büyük bir mücadele gerektirirdi...
- Bir süre düşüncelerini gözden geçiriyorsun ama öne çıkan olmuyor...
- Devam
- Gözlerini kısıyorsun, ilginç bir şeyler bulmaya çalışıyorsun... Yok, yukarıda gökyüzü hariç hiçbir şey yok.
- Parmaklarını oynatmak, sahilden esen dondurucu rüzgâr yüzünden üşüyen ellerini ısıtamıyor... Bir süre sonra yetti diyorsun.
- Büyük yağmur damlalarının karanlıkla gitgide belirsizleşen zemine düşüşünü, gördüğünden çok işitiyorsun...
- Gökyüzüne bakamıyorsun. Güneş çok parlak. Gözünü alıyor...
- Gökyüzünden düşen kar tanelerini seyrederken yapılarının karmaşık örüntülerini düşünüyorsun.
- Kar, kışın henüz bitmediğinin habercisi... Bu senin son kışın mıydı?
- Denizden esen buz gibi rüzgâr, pek dinlendirici değil... Donmadan gitsen iyi olacak.
- Güneş, ufka yaklaşıyor, gökyüzü farklı renkli çiçeklerden bir demet gibi...
- Güneşe ayak bassam ne olur, diye düşünüyorsun... Muhtemelen hoş olmaz.
- Üzerinde bir martı sürüsü uçuyor... Kim bilir nereye gidiyorlar. Biraz sonra ufukta kayboluyorlar...
- Sahildeki gökyüzünün farklı ve daha ilginç görünmesini umuyorsun... Açıkçası pek öyle olmuyor...
- Bulutları bir şeylere benzetmeye çalışıyorsun. Yağmur damlalarının arasından patatese benzeyen bir tane görüyorsun...
- Güneş, dalgaların üzerinde yükseliyor... Her huzmesi dalgalara çarparak milyon parçaya ayrılıyor.
- Kuma düşen akşam saatinin gölgeleri sana yalnızca kumdan oluşan bir yeri düşündürüyor... Sadece kum, göz alabildiğine uzanıyor.
- Parmaklarını oynatmaya çalışıyorsun ama bu işin ustası olduğundan beridir içinde aynı tutku yok. Bu yüzden ellerini kucağına koyup bekliyorsun...
- Başparmakların, çevrilmekten ağrımaya başlıyor... Bir süre sonra duruyorsun.
- Sabahın sisinde kar taneleri yavaşça süzülüyor...
- Niye götünün üzerine oturup kaldın?! Kalk, iki şınav çek!
- Başparmaklarını kopartacak kadar sert döndürebilir misin? Deniyorsun... ama hiçbir şey olmuyor. Pes ediyorsun.
- Havanın karanlığı, gökyüzünden süzülen kar tanelerini görmeni engelliyor...
- Derin düşüncelere dalmaya çalışıyorsun ama yüzüne çarpan yağmur damlaları dikkatini dağıtıyor.
- Çok yükseklerde duran bir aerostatiğe benziyor.
- Güneş, elinden geldiğince serin sahili ısıtıyor... Pek yardımı dokunmuyor. Sanki dünyanın ta kendisi sana karşı...
- Devam
- Her denemeyle ellerin daha da kıvraklaşıyor ama yine de bir süre sonra pes ediyorsun.
- Kar taneleri süzülerek uzun favorilerine düşüyor... Birkaçını dilinle yakalamaya çalışıyorsun. Soğuklar.
- Çok yaklaştın! Çok az kaldı. Kıvraklığın doruk noktası, âdeta parmaklarının ucunda...
- Dick Mullen ve Hjelmdall'lı Adam... aynı evrende var olsalar... Mesela... bir ortak eserde...
- Etrafını sarmakta olan derin karanlığa bakıyorsun... Ürkütücü.
- Bir gün güneş, kapanıverse... Dünya sonsuz karanlığa gömülse. Ne acı bir gelecek olurdu.
- İnsanlar birbirleriyle anlaşamazlar mı aslında? Yani bu konuda hep birlikte karar alsak...
- Sonunda burnunu karıştırmayı bırakıyorsun.
- Azim ve başarı... ne de güzel, ne de ilham verici!
- Tüm Martinaise'in su altında kalmasına neden olabilecek kadar yağmur yağabilir mi, diye düşünüyorsun... Öyle olsa insanlar günlük hayatlarında dalgıç kıyafeti giymek zorunda kalırlardı.
- Güneş yavaşça yükseliyor, gündüz ışığı havayı ışıl ışıl yapıyor...
- Hava kapalı. Yağmur, kumu ve sazlığı ıslatıyor...
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
"Saat geç oluyor. Bugünlük bu kadar yeter... Meydanda boş boş durmanın bir anlamı yok."
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
"Saat geç oluyor. Bugünlük bu kadar yeter... Sahilin rüzgârı vururken uyumasak daha iyi."
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Önündeki hiçliğe bakarak biraz zaman geçirdikten sonra artık gitmenin iyi olacağına karar veriyorsun.
Alternatif replikler · 4
Güçlü tasarruf ve piyasaların serbestliği, Revachol'u bu savaş sonrası döngüden çıkarabilir. Bu hamlelerin başarısız olmasına imkân yok.
Sendikalaşmanın güçlenmesi ve varlıkların kamulaştırılması, Revachol'u bu savaş sonrası döngüden çıkarabilir. Ayrıca zenginleri de yiyebiliriz.
İşlerimizi çalan yabancıları, bir de kadınları kovmalıyız. Böylece Revachol'u bu savaş sonrası döngüden çıkarabiliriz.
Bu durumun çözümü, ılımlı politikalardan ve dengeden geçiyor... İç işlerine karışmamayı temel alan bir orta yol politika, statükonun devamlılığını sağlayacaktır.
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Alternatif replikler · 3
Ya radikal Eş‑Cinsellik Hareketi'nin bir üyesiysen? Bu ihtimali hiç kapsamlıca düşünmedin!
Irk Bilmecesi... Keşke Kafatasçı'ya bu tahrikin cevabını verebilsen.
Çakırkeyifliğin geçip duruyor... Zihnin, o tatlı içkiden biraz daha içmenin derin felsefesini ele alıyor.
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Alternatif replikler · 3
Ölümden sonra yaşam var mı? Acaba nasıl bir şey? Kendin gidip bakabilirsin... Zaten birçok kez çok yaklaştın. Sıfırdan başlayabilirsin.
Kendine bir bak, Kras Mazov. Sen, o olmalısın... Her şey, tüm özelliklerin buna uyuyor. Devrim, kalbinde yaşıyor.
Mmm, o tatlı katran, gırtlağından akciğerlerine akıyor... Ne muhteşem bir tat...
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Öğlen güneşiyle birlikte sıcak bahar rüzgârı yüzüne vuruyor. Aklına pek bir şey gelmiyor ama huzurlu hissediyorsun...
Alternatif replikler · 3
Sertlik! Hiperin de üstünde seviyeler var mı? Ne kadar yükseklere çıkılabilir?! Ultra sınır kıran en sert olacağım ben, ulan!
Erik Kafa'nın ritimleri, nasıl daha da sert yapılabilir?! Bunun yeni ve son derece deneysel bir yolu olmalı.
Bu şehirde narkomanya kök salmış... Birinin müdahale etmesi gerekiyor. Bu biri ise Sen'sin. Beni bekleyin, narkomanyaklar!
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Önemli konular düşünmeye çalışıyorsun ama aklın yazman gereken raporlara, doldurman gereken formlara gidip duruyor... Sonra yaparsın... Eninde sonunda yapılacaklar...
Alternatif replikler · 4
Süperstarlığını bir sonraki seviyeye taşıma şansın olabilir mi? İfade'yi ve şık tarzını daha da geliştirebilir misin?
Polislik yaparken kısa aralar vermen oldukça normal. Bu tür aralar, aşırı yorulmanın önüne geçer, bir suçluyu falan kovalaman gerekirse diye...
Böylesine inanılmaz seviyede rezil bir herif olmayı nasıl başarıyorsun?! Yaptığın her şey, başarısızlıkla sonlanıyor. Hiçbir şeyi beceremiyorsun...
Parçalanma adım adım yaklaşıyor. Beklerken heyecandan âdeta kanın kaynıyor...
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Yeni ve heyecan verici bir fikir bulmaya çalışıyorsun ama bu girişimin, yalnızca başının ağrımasına sebep oluyor.
Alternatif replikler · 1
Sahilde bir bankta oturmak... sanki bir gösteri sanatı eseri ama neyin gösterisi?
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Alternatif replikler · 4
Bu sahilin tamamını almak mümkün mü acaba? Tüm bu gayrimenkul... hiç gelişmemiş. Gelecek turistleri bir düşün!
Bu kum taneleri sana mazlum insanları hatırlatıyor. Onlar, sermayenin acımasız topuğu altında ezilen kitleler...
Kuma bir bak... Aynı ton, aynı yoğunluk... Revachol'un gücü işte burada, birlik olmakta yatıyor.
Revachol'da huzuru sağlamak için belki de Koalisyon'un biraz daha katı davranması gerekiyor... İnsanları ılımlılığa iten bir güç işe yarayabilir.
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Tüm Martinaise'in su altında kalmasına neden olabilecek kadar yağmur yağabilir mi, diye düşünüyorsun... Öyle olsa insanlar günlük hayatlarında dalgıç kıyafeti giymek zorunda kalırlardı.
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Her şeyi buz ve karla kaplayan ebedî bir kış hayal ediyorsun. Hayatta kalmak ne büyük bir mücadele gerektirirdi...
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Alternatif replikler · 3
Evinin yolunu bulmanın bir yolu olmalı... Evin uzaktaymış gibi hissediyorsun ama o kadar da uzak olamaz. Yok olmuş olamaz.
Her şey bir zar atışına bağlı... Belirsizliklerle dolu dünya bir uçurumun ucunda, düşmemek için çabalıyor ama... düşecek gibi de bir hâli de var.
Dişlerini gıcırdatmayı... kanın beynine sıçramasını... heyecanı, tozutmayı özlüyorsun!
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Kuma düşen akşam saatinin gölgeleri sana yalnızca kumdan oluşan bir yeri düşündürüyor... Sadece kum, göz alabildiğine uzanıyor.
Alternatif replikler · 4
Kum, sana tozlu ovaları hatırlatıyor. Ah o ovalara gidebilsen... Vahşi doğa seni çağırıyor, boiadeiro.
Acaba silahım nasıldır, diye düşünüyorsun... İyi olmasını umuyorsun. Beylik tabancanı idare edemeyişinden ciddi bir pişmanlık duymaya başlıyorsun.
Yapışkan Mikrop Jon, gerçekten kıyas tutmayan bir şampiyon. Fiziksel ve zihinsel kuvveti takdire şayan ve o, hayal edilebilecek en şevk verici hikâyeye sahip.
Bu gün batımı... damarlarında Pirholidon akıyor olsa çok daha müthiş görünürdü...
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Alternatif replikler · 3
Kanun benim. Ben, kanunum. Kanun, benim!
Erik Kafa'nın agresif ritmine nasıl bir melodi giderdi? Son derece yeni ve heyecan verici bir melodi kurması, gerçekten de mümkün mü?
O kapıyı açmanın bir yolu olmalı! İnanılmaz. Polisin giremeyeceği kapı yoktur! Bu berbat bir durum.
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Alternatif replikler · 4
Ah be, Guillaume le Million'u buraya davet edebilsek tsunami gibi devasa bir plaj partisi verebilirdik... Bunu anlatmaya söz yetmezdi!
Bu sahilde, bu bankta oturmaktan daha heyecan verici ne olabilirdi ki? Vardığın sonuç, hiç. Bu, mümkün olan en üst seviye heyecan.
Bu vaka çözülemez... En iyisi hemen vazgeç, git şehirden özür dile.
Gecenin çocukları, gelin! Bu aciz hayvanlara saflığın ateşini getirin! Alaca Karanlık bekliyor...
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Parmaklarını oynatmaya çalışıyorsun ama bu işin ustası olduğundan beridir içinde aynı tutku yok. Bu yüzden ellerini kucağına koyup bekliyorsun...
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Parmakların kaskatı. Zihninde ilhamın zerresi yok. Bu yerde... Bu bankta... doğru atmosfer yok...
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Çok yaklaştın! Çok az kaldı. Kıvraklığın doruk noktası, âdeta parmaklarının ucunda...
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Çok yaklaştın! Çok az kaldı. Kıvraklığın doruk noktası, âdeta parmaklarının ucunda...
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Başparmaklarını birbirinin etrafında döndürmenin bu kadar zor olması şaşırtıcı... Birbirlerine çarpıp duruyorlar. Bir süre sonra pes ediyorsun.
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Parmaklarını oynatmaya çalışıyorsun ama bu işin ustası olduğundan beridir içinde aynı tutku yok. Bu yüzden ellerini kucağına koyup bekliyorsun...
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Parmak oynatmanın ustası oldun. Başparmaklarını birbirinin etrafında döndürmenin yarışı olsa kimse karşında duramazdı.
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Başparmaklarını kopartacak kadar sert döndürebilir misin? Deniyorsun... ama hiçbir şey olmuyor. Pes ediyorsun.
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Parmaklarını oynatmak, sahilden esen dondurucu rüzgâr yüzünden üşüyen ellerini ısıtamıyor... Bir süre sonra yetti diyorsun.
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Bulutları bir şeylere benzetmeye çalışıyorsun. Yağmur damlalarının arasından patatese benzeyen bir tane görüyorsun...
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Büyük yağmur damlalarının karanlıkla gitgide belirsizleşen zemine düşüşünü, gördüğünden çok işitiyorsun...