Ayaklarının yanlarında çoğu pembe çiçeklerini kaybetmiş haşhaşlar sıralanıyor. Adam önce etrafına, sonra gökyüzüne baktıktan sonra iç çekiyor.
Bünye
Düşünce etkilerinden önce; başka diyalog koşulları geçerli olabilir.
681 · Beceri replikleri
Ayaklarının yanlarında çoğu pembe çiçeklerini kaybetmiş haşhaşlar sıralanıyor. Adam önce etrafına, sonra gökyüzüne baktıktan sonra iç çekiyor.
Bıçağını çıkarıp bir çiçek tarhının sonunda diz çöküyor. Tohumlardan birini bıçağıyla nazikçe çiziyor. Çizilen yerden süte benzeyen bir öz akıyor. Acıyı tekrar hissetmeye başlıyorsun...
Beyaz takım elbiseli bir adam; bir zamanlar asfalt, şimdiyse toprak kaplı bahçede yürüyor. Burası, karanlık binalarla şehrin geri kalanından soyutlanmış bir blok.
Başarılı olduğundan emin olsan da her şey sessiz. Alnına değen soğuk bir el yok, sazlıklarda hışırtı yok... Rüzgâr neredeyse hiç kıpırdamıyor. Önündeki harabe bir mezar kadar sessiz.
Neyi duymayı bekliyorsun? Esintinin getireceği bir şarkıyı mı? Ya da uzaktan çocukların gülüşünü mü? Şehrin caddelerinde ve terk edilmiş sahilde yürüyüp duruyorsun. Sana tek söylediği şey... Havanın soğuk olduğu.
Neyi duymayı bekliyorsun? Tanrıyı mı? Tanrı çok, çok sessiz. Fazla sessiz. Rüzgâr bile yorgun görünüyor...
Dürüst ol. Dua ediyorsun. Durum o kadar kötü.
Bir anda, çevrendeki moleküllerin taşıdığı bir iç çekiş duyuyorsun... Hareket hâlinde, yüksek basınçtan düşük basınca doğru gidiyor. Ciğerlerini boşaltan bir kadın gibi. Önündeki çökmekte olan taştan kutuyu nefesiyle sarıyor, nefesi içinden geçiyor...
Çökmüş çatıyı geçiyor, beton bir merdivenden aşağıya süzülüyor... Bodruma gidiyor, merdivende toz üzerindeki ayak izlerini süpürüyor. Ardından, iskelenin altındaki sahile, dolambaçlı tünellerine giriyor... Bir fısıltı uzakta.
Sessiz bir iç çekişe benzer bir esinti sarıyor her yanını. Serin hava vücuduna çarpıyor. Ciğerlerini denizin tuzuyla dolduruyor.
Ne kadar zor olabilir ki? Köyün kuzeyinde olduğunu söylemişlerdi ve burası bir yarımada. Etrafına bak. Batıda konuşan insanlar var. Kim olabilir ki? Elini kulağına götürüp dinliyorsun.
Ne kadar zor olabilir ki? Köyün kuzeyinde olduğunu söylemişlerdi ve burası bir yarımada. Batıda kriptozoologlar var... Onlara yardım etmen, etrafta gezinmek için bir bahane verebilir.
Ne kadar zor olabilir ki? Köyün kuzeyinde olduğunu söylemişlerdi ve burası bir yarımada. Tuzakları ararken etrafı genel olarak kavradın zaten. Yani etrafı biliyorsun.
Sahilde, eski iskelede, sazlıkların arasında dolan... İstediğin zaman buraya geri gelip rüzgârla tekrar konuşabilirsin. Bak seni nerelere getirdi.
Rüzgâr hızla uzaklaşıp seni olduğun yerde... Feld Binası'nın çürüyen tahtalarında bırakıyor.
Bir de kilise var. Bulutlara doğru yükselen çan kulesine bakıyorsun... Saklanmak için fazla belirgin bir yer, ama belki dikkatsiz biridir.
Bir de kilise var. Göğe doğru yükselen çan kulesine bakıyorsun... Doğuya bakıp zaten orayı aradığını hatırlıyorsun. Ruby'ye dair bir iz bulamamıştın.
Rüzgârı dinle... Ama ne için? Ruby ıslık çalarsa diye mi? Yaktığı kamp ateşinin çıtırtılarını duymak için mi? Fazla uzaklaşan bir fısıltı ya da bir köpek havlaması için mi?