"Ah, şüphelenmediğim şeyleri sıralamam daha kolay olur. Mesela sesten ve renkten şüphe etmem. Mekaniğin ve kimyanın da bir gerçekliği vardır. Bunların dışında çoğu şey insanı yanıltır, hayatını elinden almak ister."
Konuşma · NOYAK
Konuşmacılar · 26
Önceki replikler · 1
"En çok şüphelendiğim şeylere dair bir 'en iyi on' listem yok. Ama olsaydı, bir numarada sol-sağ kompleksi olurdu. İki numaradaysa onların tek başarısı, yani domuz/buğday paradigması olurdu."
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Yanıtlar · 5
Önceki replikler · 1
"Bahsetmemeyi tercih ederim. İki taraf da yanlış soruları soruyor. Birinden bir umut ışığı doğduysa bil ki kazara olmuştur. İki tarafın tek ortak niyeti herkese yetecek kadar domuz ve buğday üretmek. Al sana insanlığın büyük hedefi..."
Önceki replikler · 1
"Yapılan ilk hata, sözlerin bedenlerden daha büyük bir ağırlığının olduğunu düşünmekti. Bizi yanlış yöne sürükleyen, gerçek hayatımızdan çok uzağa götüren bu oldu. Ama hâlâ geri dönüş yolunu bulabiliriz."
Şu gerçek hayat her neyse, bu mitolojinin en önemli parçası olduğunu düşünüyorsun.
Yanıtlar · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 3
- Şu gerçek hayat her neyse, bu mitolojinin en önemli parçası olduğunu düşünüyorsun.
- "Atılım da burada ortaya çıkıyor. Bu sadece bir teori ama bence bir domuz/buğday melezi üretiliyor. Muhtemelen Graad'da."
- "Akıl hastalığı, güç sahiplerinin insanları homojenleştirmek için kullandığı bir terim. Bence benim hastalığıma akıl hastalığı denemez. Bende sadece politika hastalığı var. Şüpheli bir etmen."
Önceki replikler · 1
"Yaptığımız başka bir bok yok." Omuz silkiyor. "Hayvan ya da tahıl tanesi olmayışımızdan daha iyi faydalanmalıyız."
Yanıtlar · 3
Önceki replikler · 1
"Bir şeyleri yok, hayvanlar sağlamdır, onları ben de severim. Ama seviyorum diye onlardan biri gibi davranacak hâlim yok."
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 2
- "Bir şeyleri yok, hayvanlar sağlamdır, onları ben de severim. Ama seviyorum diye onlardan biri gibi davranacak hâlim yok."
- "Evet, yiyeceğe sahip olmak hedefe giden yolda bir araçtır. Ama solcular asla hedeften bahsetmiyor, sadece araçlardan bahsediyor. Kapitalistler de az salak değil tabii, endişeden gözlerine uyku girmiyor."
"Tahıl tanesinin nesi kötü ki? Yeterince yiyeceğimizin olması bizi daha büyük işlere götürebilir."
"Evet, yiyeceğe sahip olmak hedefe giden yolda bir araçtır. Ama solcular asla hedeften bahsetmiyor, sadece araçlardan bahsediyor. Kapitalistler de az salak değil tabii, endişeden gözlerine uyku girmiyor."
Yanıtlar · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Bu konuda samimiyetini sorgulamadan edemiyor. Elinde değil, sonuçta sen bir polissin.
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 4
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Yanıtlar · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Genç adam da sessiz kalıyor. Bir süre sonra bir mıknatıs çıkarıp önündeki çivilerin üzerinden geçiriyor.
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
"Akıl hastalığı, güç sahiplerinin insanları homojenleştirmek için kullandığı bir terim. Bence benim hastalığıma akıl hastalığı denemez. Bende sadece politika hastalığı var. Şüpheli bir etmen."
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
"Hayır. Politika dediğin, günlük yozlaşmışlıklar ve anlamsız makalelerden oluşan durağan bir komplekstir. Gerçek paradigma ekonomiktir, tamamen domuzlar ve buğdayla ilgilidir."
Önceki replikler · 1
"Atılım da burada ortaya çıkıyor. Bu sadece bir teori ama bence bir domuz/buğday melezi üretiliyor. Muhtemelen Graad'da."
Yanıtlar · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
"Makul bir soru. Diyelim ki canım yandı ve bunun bir daha olmamasını istiyorum. Bunun için durumu analiz ediyorum. Önlem alıyorum. Önlemim de şüphe etmek."
Önceki replikler · 1
Alternatif replikler · 1
"Noyak, kilise hakkında ne düşünüyorsun?"
Önceki replikler · 1
"Tam bir marangozluk harikası. Bütün hâldeki şekillere ölü bedenler oyulmuş. Artık bundan daha fazlası da olabilir." Ellerini ovuşturuyor.
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 8
- "Sence bu kilise kaç yıllıktır?"
- "Yerleşme süreci nasıl gidiyor?"
- "Bunu bir marangoz olarak mı söylüyorsun?"
- "Ölü bedenler derken ne demek istedin?"
- "Şu cam eserini tekrar konuşalım."
- "Cam işçiliğini beğendin mi?" (Vitray cama işaret et.)
- "Başka bir şey konuşalım, Noyak."
- "Bu kilise hangi tarzda inşa edilmiş?"
Alternatif replikler · 1
"Sence bu kilise kaç yıllıktır? 300'ü geçiyor mudur?"
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
"Geçiyordur. Burayı ve diğer altı benzer kiliseyi ilk yerleşimciler inşa etti. Buraya, sahile inşa ettiler. Yaptıkları ilk işlerden biriydi... Bir şey, onları çok korkutmuş olmalı. Ama anlıyorum..."
Önceki replikler · 1
"Issız bir takımadada yapayalnızdılar ve hem kendileriyle hem de doğayla yüzleşmek zorunda kaldılar. Sanayi öncesi toplumun yaşadığı büyük yalnızlık da var. Deniz de... Hatta belki daha 'temel' mevzular."
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 2
- "320 yıl. Biraz geçiyor yani. Burayı ve diğer altı benzer kiliseyi ilk yerleşimciler inşa etti. Buraya, sahile inşa ettiler. Yaptıkları ilk işlerden biriydi. Bir şey, onları çok korkutmuş olmalı. Bunu anlayabiliyorum..."
- "Geçiyordur. Burayı ve diğer altı benzer kiliseyi ilk yerleşimciler inşa etti. Buraya, sahile inşa ettiler. Yaptıkları ilk işlerden biriydi... Bir şey, onları çok korkutmuş olmalı. Ama anlıyorum..."
"Ben de kendim ve yanımdakiler için güvenli bir yer inşa etmek isterdim..." Sesi, kilisenin ahşap oyuklarında yankılanıyor.
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
"Olabilir." Çatı kirişlerinin altına bakıyor. "Belki de dünyanın doğasıyla, yok olma gerçeğiyle yüzleşememişlerdir."
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
"320 yıl. Biraz geçiyor yani. Burayı ve diğer altı benzer kiliseyi ilk yerleşimciler inşa etti. Buraya, sahile inşa ettiler. Yaptıkları ilk işlerden biriydi. Bir şey, onları çok korkutmuş olmalı. Bunu anlayabiliyorum..."
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
"Bir şey demek zor, polis bey. Buradaki sinüslerin kendine has bir vahşiliği var. Her şeyin düzgünce eşlenmesi için biraz zaman gerekecek..."
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 2
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
"Evet, biliyorsun ya. Çatı kirişlerinde yaşayan, tavanda baş aşağı yürüyen adam. Yengeç gibi hani."
Önceki replikler · 1
Yanıtlar · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 3
Yanıtlar · 3
Önceki replikler · 1
Önceki replikler · 1
"Erik'in söylediklerini duymadın mı? Sevgi sert bir duygudur ve bir annenin şefkatinden daha serti yoktur..."