Orta · ŞEHRİN FISILTISI ≥ 4
Senin ağırlığının da üzerine binmesiyle birlikte, pansiyon-kafeteryanın kompozit taşıyıcı ve dirseklerden oluşan iskeleti gıcırdayıp inliyor.
Düşünce etkilerinden önce; başka diyalog koşulları geçerli olabilir.
681 · Beceri replikleri
Senin ağırlığının da üzerine binmesiyle birlikte, pansiyon-kafeteryanın kompozit taşıyıcı ve dirseklerden oluşan iskeleti gıcırdayıp inliyor.
Boğuk bir ses. Binanın belli belirsiz kımıltısıyla birlikte içeride bir yerlerde bir destek demiri tangırdıyor.
Tabelalar asılıp kaldırıldı, mağaza vitrinleri tahtalarla kapatılıp tekrar açıldı. Değişmeyen tek şey röntgencilik oldu. Asla bir yardımı dokunmayan ve genellikle âciz olan röntgencilik.
Peki ama niye? Buradaki hiçbir şey artık birine ait değil.
İyi ama ne tür bir felaketten veya keşmekeşten çıkmış bir kazazede?
Deliğin oraya hangi amaçla açıldığının bir önemi bile yok. Önemli olan, deliğin röntgencilik için kullanılmış olabileceği.
Hayır, değil ama tüm bu çer çöpün içinde debelenmek nasıl hissettiriyor?
O tuhaf his yavaş yavaş kayboluyor, soğuk diniyor. Kadının gözleri, defter yaprağının üzerinde gezinen gözlerini takip ediyor.
Sütun şeklinde bir hava akımı kadının etrafını sarıyor. Omuzlarını ve ince uzun kollarını saran metalik gri kumaşı nazikçe okşuyor...
Hareket ediyor... Gözlerinin altındaki şişlikler kıpırtısız duruyor. Bir şey söyle.
Bir ses var. Sazlıklardan gelen bir ses. Rüzgâr esip, sazlıkların içinden geçince duyuluyor. Körfezde; denizde çürümeye terk edilmiş lastiklerin arasında kalan küçük adalarda.
Kanaldaki köprünün altından su akıyor. Karanlık bir su... Isınmak için omuzlarını ovuşturuyorsun ama işe yaramıyor.
Yaşlı bir adamın buruşuk parmakları; çiçek yapraklarını eziyor, onları akıntıya tuz gibi serpiyor.
İç kısımlarda, Jamrock ipek fabrikasından atıkları ve savaş zamanında cesetleri getiren Martinaise nehir kolunun yukarısında...
Uzun ve cılız kollar şamandırayı döndürüyor, sanki sihirli bir küreymiş gibi inceliyor ve içini açabilmek için bir yol bulmaya çalışıyor...