Kusursuz · ŞEHRİN FISILTISI ≥ 10
Pencerenin dışında rüzgârın uğuldamasını duyarken kolundaki kıllar dikeliyor... Zihin gözünde ufak bir banyonun silüeti beliriyor. Lavabonun üzerinde, bir bardağın içinde, etiketli iki diş fırçası var...
Düşünce etkilerinden önce; başka diyalog koşulları geçerli olabilir.
681 · Beceri replikleri
Pencerenin dışında rüzgârın uğuldamasını duyarken kolundaki kıllar dikeliyor... Zihin gözünde ufak bir banyonun silüeti beliriyor. Lavabonun üzerinde, bir bardağın içinde, etiketli iki diş fırçası var...
Tıraş oluyor... ya da odun kırmak üzere çünkü... Ah, tıraş oluyor! Dev gibi bir baltayı, kıllı çenesinde homurtular eşliğinde kaydırıyor. Çıplak bedeninden buhar yayılıyor... Görüntü silikleşiyor.
Birindeki etikette "Martha" diyor, çok yıpranmış görünen diğerinde ise "Jairzinho" yazısı oyulmuş. Seramik bardağın üzerine bir gölge düşüyor...
Bu olay tüm ölçeklerin ötesinde olacak.
Dışarıda, ilkbahar yağmuru duvarlardaki ve taş döşeli sokaklardaki çatlaklara sızıyor, oradan mazgallara süzülüyor. Kanalizasyona kadar ulaşıyor... Yerin altında, ilk mayıs çanları serpilmekte.
Dışarıda bir yerlerde, bir kilometre kadar güneydoğuda, ani bir rüzgâr Feld binasını sallıyor, tozlu pencereleri zangırdatıyor, tuhaf bir serinlikle seni çağırıyor. Bir kez daha rüzgâra sorman için.
Sık sazlıkların arasından serin bir meltem tıslıyor... İçlerindeyse tatlı, mahmur bir şey var. Sırtından aşağı doğru nemli bir ürperti süzülüyor. Etrafına bakındığında, hâlâ Whirling‑in‑Rags'desin.
Yüksek topuklu ayakkabılı bir adam, bodrum katındaki bir gece kulübünden tökezleyerek çıkıyor. Müzik tüm semti inletiyor. Hava serin, kimyasallar adamın sinir sistemine temas edince adam ürperiyor.
Sahip olduğu başka bir şey yok zaten. Sahil rüzgârları, dışarıda kömür deposunun kapısını dövüyor. Sıçrayan dalgalar balkonun zeminini kayganlaştırıyor...
Eski bir mimar, pencerenin önünde duruyor. Kadının elinde bir oda planı var. Soğuk bir dalgayla binanın içindeki hava sabit ve donuk hâle geliyor, sıcaklığı -20 dereceye kadar düşüyor.
...soğuktan kıpkırmızı. Planı tutan ellerine üflüyor. Yüz ifadesinde hüzün izleri belirgin.
Sıcaklık değişiyor. Etrafındaki hava serinliyor. Taş zeminin üzerine toz taneleri düşüyor.
...kadının içinde bulunduğu odayı gösteriyor ama daireyi komşu daireden ayıran doğu tarafındaki duvar çıkarılmış, iki oda bir olmuş. Mobilyanın nasıl düzenlenebileceğiyle ilgili bazı fikirler yazılı.
Boş ve temiz, yeni duvar halıları duvarları süslüyor. Standart bir HB kurşun kalem odanın ortasında duran üç ayaklı tabureden yere düşmüş.
Yakınlarda boğuk bir havlama sesi, iki dev kaçak binanın arasında duran bir sokaktan hızla ilerliyor. Artık oradan kimse geçmiyor ama nemli havada yakınından geçenlerin burun delikleri hâlâ iğrenç gazohol ve yanmış saç kokusunu alabiliyor.
Kuvvetli bir soğuk rüzgâr suratındaki teri kurutuyor. Uzaklardaki Feld binasının karanlık gölgesine bakıyorsun, seni kendisine çekiyor. Ne garip bir his... Bu bittiğinde rüzgâra tekrardan sorsan mı acaba?
Saat ilerledikçe soğuk da şiddetleniyor. Sönmüş ateş ve kampın kalıntıları hâlâ kumda görülebiliyor. Nedense garip hissediyorsun...